<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Nehir PDR</title>
	<atom:link href="http://www.musti-net.com/nehir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.musti-net.com/nehir</link>
	<description>PDR'nin yeni adresi.</description>
	<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 13:44:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>BİR ÖLÜNÜN GÖZ YASLARİNDAN iTİRAF&#8230;</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/bir-olunun-goz-yaslarindan-itiraf/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/bir-olunun-goz-yaslarindan-itiraf/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 13:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitici hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<category><![CDATA[itiraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Bu sabah büyük bir gürültüyle uyandim sanki evde savas cikmişti cok fazla ses vardi salona doğru yürüdüm gördüğüm manzara karsisinda adeta donmus kalmiştim salonun ortasinda birini boylu boyuna yatirmişlar ve bembeyaz bir carsafla üstünü örtmüşlerdi annem basinda dualar okuyor ve ağliyordu kardesim yerde yatanin saclarini oksuyordu abim sanki duvarlardan bir şeyin hincini çikarircasaina yumruk atiyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sabah büyük bir gürültüyle uyandim sanki evde savas cikmişti cok fazla ses vardi salona doğru yürüdüm gördüğüm manzara karsisinda adeta donmus kalmiştim salonun ortasinda birini boylu boyuna yatirmişlar ve bembeyaz bir carsafla üstünü örtmüşlerdi annem basinda dualar okuyor ve ağliyordu kardesim yerde yatanin saclarini oksuyordu abim sanki duvarlardan bir şeyin hincini çikarircasaina yumruk atiyor ve bağiriyordu herkes burdaydi ve ağliyordu sanki kimse beni görmüyordu seslenmeye caliştim boğazim düğümlendi kimse beni farketmemişti nasil neden diye düşünmeye calişirken annemin feryadini duydum ercannn o an bende film kopmustu yerde boylu boyuna yatan bendim ağlamak istedim gözlerim yaniyordu sanki göz pinarlarim kurumustu beceremedim bağiramadim kesilmiştim nasil neden olmazdi ölümü kendime konduramamiştim ölmüştüm bitmişti arrtik ölümün soğukluğu sarmişti bedenimi ruhum üşüyordu öylece yerde yaatan bedenimi seyrettim hayatim film seridi gibi gecti gözlerimin önünden dualar okundu ağitlar yakildi göz yaslari döküldü tanidiğim tanimadiğim sevdiğim sevmediğim herkes ordaydi ve işte zamani geldi heralde gelmişti tabutumu gördüm tahta ve civilerden yapilmiş ölüm aracimi içim burkuldu şimdi biraz daha korkuyordum ve dahada cok üşüyordum beni kaldirdilar tabutuma koydular canim aciyordu ağliyamamak isyan edememek ne kötüydü yapmayin burdayim diyememek sarilamamak sevdiklerine üzüntüsüne ortak olamamak herkes ağliyor ve işte beni evden cikariyorlar hayatimin o en güsel en cocuk en hüzünlü en sevinç dolu yerindeyim sokağimizda son kes yürüyorum bu seferki yolculuğum karanliğa ve sonsuzluğaydi içim aciyordu ama birini aradi gözlerim biri yoktu sevdiğim canim nerdeydi onu son kezde olsa görmek istiyordum işte ordasin sokağin başindan ağliyarak kosuyorsun geldin ve bana son kes sarildin tabutuma buz gibi bedenime şimdi canim daha cok yaniyordu yapma bitanem canimi yakiyor göz yaslarin dayanamiyorum ben yanindayim seninleyim göz yaslarini silmek istiyorum sana dokunmak sarilmak istiyorum cok aci cekiyorum ağliyamiyorum omuzlardayim işte son yolculuğum baslamişti<span id="more-24"></span> uzun bir yol yürüdük herkes tasimişti beni birer ikişer adim dostlarim arkadaslarim sevdiğim herkes ellerini açmişti bana ruhum islanmişti göz yaslariyla ve geldik beni yere indirdiler hoca başimda dua ediyordu mezarimi görüyordum iki metrelik karanlik ve soğuk derin bir çukurdu artik dahada cok korkuyordum yanlizliktan aslinda alişik olduğum birseydi yanlizlik ama şimdi cok fakliydi karanlik derin bir cukurda buz gibi bir bedende yapa yanliz kaliyordum ve beni tabutumdan cikardilar yavasca sona doğru gelmiştim ve sonundaydim artik mezarima biraktilar beni cok yanlizdim herkes bir avuc toprak atmişti dualar okuyorlardi ağliyorlardi öylece orda durup ölümü seyretmek çok aci vericiydi kendi ölümünü seyretmek hiçbukadar aci olabileceğini düşünmemiştim herkes birer birer uzaklaşiyordu artik tek tük insanlar kalmişti başimda onlarda dualar okuyup gidiyorlardi yanlizliğima terk edip beni ama bir ses halen burdaydi aşkim sen halen burdamisin yeter artik ağlama yeterince islattin topariğimi göz yaslarinla dayanamiyorum canimi yakiyor gözyaslarin SENİ SEVİYORUM aşkim canim benim bende seni seviyorum gel yanima sana sonkes sarilip senden özür dilemeliyim hani hatirliyormusun sana seni hiçbir zaman asla yanliz birakmiyacağim diye söz vermiştim sen hep kizardin hatta bana sözlerini hiç tutmuyorsun diye yine beceremedim meleğim tutamadim sözümü affet özür dilerim ama sunu bilki seni ilk tanidiğim andan itibaren hep sevdim sen benim herseyimdin simdi bana söz vermeni istiyorum ne olursa olsun ben hep yaninda olacağim sende herseye rağmen mutlu olacaksin ölümü kendime konduramiyorum demiştim aslinda ölmek değilde canimi acitan sensizlik olmustu bitanem ölümden daha büyük bir acidir sevdiklerinden ayrilmak sana söz verdiğim gibi seni son nefesime kadar hep sevdim seni halen cok seviyorum aşkim hadi şimdi git gitki rahat yatayim su iki metrelik mezarimda lütfen aşkim dayanamiyorum gözyaslarina evet gidiyorsun&#8230;. ne oldu neden durdun bekle beni aşkim geliyorum&#8230; bekliyorum aşkim ne olursa olsun bu sevgiyi öldüremezler demiştim ölmedi aşkim bekliyorum bekliyorum aşkim seni cok seviyorum git artik gittt&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Bilmediğim bir gecede tatmadiğim bir aşka görmediğim gözlerimle mechul bakişlara umud ettiğim sicak sarilişlara adini unuttuğum sevgi dolu anlamli dokunuslara hasret kaldiğim bir zaman kavraminda aşki yakaliyabilmek umuduyla hayat daim olduğu müddet herzaman mutluluk için nefes almak ve mutluluk için yasamak dileğiyle&#8230;ey bu yaziyi okuyan sen hep mutluluk için yasa tamammi ve kendine bir söz ver her sabah gözlerini sevgi için ac her sabah neseye sevince ve mutlulğa gülümse bugün güzel bir gün de çok iyiyim de bugün herseyden farkli de&#8230;..</p>
<p>Bu yaziyi yazdiğimda kaç yasindaydim hatirlamiyorum ama ölümü bu kadar derin hissedip onu yasamak gerçekten beni üzmüştü hani ölümsüz sevgi dedikleri sey varya bu olsa gerekti değilmi acaba bu tür bi sevgiyi bulup yasamak çokmu zordu hayatimin sonuna kaadar hep böyle büyük bir sevgi için yasiyacağim bulduğumda asla birakmaya niyetim yok bu yaziyi okurken bile ölümden kormadim sadece yitireceklerimin üzüntüsünden korkuyorum ve asla ölümü kendime konduramiyorum hayatta aldiğim her karar attiğim her adim mutluluk olmiyacak belki ama biryerde bi şeklide onu bulacağim ne kadar aci ceksemde ne kadar üzülsemde sonunda mutlu olacağim bunun umuduyla yasamak bile benim için hayatta olmak kadar güsel bir duygu şimdi mutluluk için bir nefes daha almak beni biraz daha yasama bağliyor o oralarda biyerde ve beni bekliyor onu bulmami hayatta herkez için bi parca mutluluk vardir sadece aramasini ve bulunca doya doya yasamasini bilmemiz gerekir şimdilik hayattayim ölüm beni teslim alana kadar sevgi ve mutluluk için nefes alacağğim cünkü hayat buna değer&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/bir-olunun-goz-yaslarindan-itiraf/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yola Devam Etmek</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/yola-devam-etmek/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/yola-devam-etmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 23:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<category><![CDATA[insan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[Hayata Kaldığı Yerden Devam Etmek
İnsanoğlunun en rahat, en savunmasız olduğu dönemi hiç kuşkusuz ki anne karnıdır. Çünkü orda hiçbir derdin yok, yan gelip yatıyorsun. Düşünsenize öyle konforlu bir yerden nasıl bir dünyaya geliyoruz. Kötülüklerin, ihanetin, soğuğun, rüzgarın, yalanın baş gösterdiği bir dünya…

Doğduğu anda bebeklerin yaptıkları ilk şey her yerde aynıdır. Merak ettiniz mi, dünyaya gelirken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">Hayata Kaldığı Yerden Devam Etmek</span></p>
<p class="MsoNormal">İnsanoğlunun en rahat, en savunmasız olduğu dönemi hiç kuşkusuz ki anne karnıdır.<span> </span>Çünkü orda hiçbir derdin yok, yan gelip yatıyorsun. Düşünsenize öyle konforlu bir yerden nasıl bir dünyaya geliyoruz. Kötülüklerin, ihanetin, soğuğun, rüzgarın, yalanın baş gösterdiği bir dünya…</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Doğduğu anda bebeklerin yaptıkları ilk şey her yerde aynıdır. Merak ettiniz mi, dünyaya gelirken neden ilk olarak çığlık atıyoruz diye? Aslında o zamandan anlıyoruz bu dünyada bizi ne kadar kötülük, zorluk bekliyor. İlk defa soğukla, ışıkla, rüzgarla… tanışıyoruz. Küçük bedenimizin bunlara karşı korumasız olduğunu anlıyoruz. Artık konforlu hayat dönemimiz bitmiş, hayat mücadelesini verme savaşımız başlamıştır.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Hayat mücadelemizi verirken nasıl savaşacağımızı da bilmemiz gerekir. Her insanın savaş taktiği de farklıdır. Kimisi kötülüklerin üzerine giderek savaşır, kimisi kötülüğün yakasını tutana kadar uzaktan bakar, kimisi tek başına, kimisi yanına bir grup alarak savaşır, kimisi de… Burada neden bu kadar çok savaş taktiğimiz var demiyorum. Önemli olan insanın mücadelesini verebilecek bilinçte olması.<span id="more-23"></span></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Hayatta her şey istediğimiz gibi gitmeyebilir. Zaten bir şeyin olmasını istediğimizde hemen oluverseydi, inanın ki o şeyin pek de bir değeri kalmazdı. Bir şeyi kıymetlendiren, isteklendiren de onu ne kadar sürede elde ettiğimizde yatmıyor mudur? Düşünsenize hayatta hep mutluluk mutluluk olsaydı mutluluğun bir anlamı kalır mıydı, beyaz bir tahtaya beyaz tebeşirle yazı yazsaydık kim okuyabilirdi yazılanları?</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Bazen her şeyin bizim isteklerimiz dışında gerçekleştiğini düşünmüşüzdür. Hatta bazen artık bu hayattan bir şey istemeyeceğim, ne zaman bir şey istemeye kalktıysam kapısını kapattı yüzüme dediğimiz olur. Aslında o kapı boşuna kapanmamıştır yüzüne, oturup güzelce bir düşünsen anlayacaksın kapının kapanma nedenini. Bir şey istemek için birinin kapısını çalmaya gittiğinde bir şeyler yapman gerektiğini, elini kolunu sallayarak gidersen elbette o kapının sana açılmayacağını, açılsa da tez zamanda kapanacağını bilmen gerekir. Yaradan bile o güzel mekanına, Cennetine bizi almak için bizden bir şeyler istiyor.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">İsteklerinin gerçekleşmesini istiyorsan; onun peşini bırakmayacaksın, o seni bıraksa da. Kaybetmek veya kazanmak bizim elimizdedir. Ama biz elimizde olmadığını sanır ve kazanmak için savaşa girmeden kaybederiz.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Sürekli de belirtmeye çalıştığım gibi önemli olan kişinin verdiği savaşın bilincinde olmasıdır. Diğer bir önemli nokta da savaşını ne olursa olsun bırakmayacaksın. Kazansan yeni bir mücadeleyle yola devam edeceksin,<span> </span>kaybetsen de vazgeçemeyeceksin mücadelenden. Yani ne olursa olsun yola kaldığın yerden devam etmesini bileceksin.</p>
<p class="MsoNormal">Psikolojik Danışman</p>
<p class="MsoNormal">Nehir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/yola-devam-etmek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Her Şeye Rağmen</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/her-seye-ragmen/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/her-seye-ragmen/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 14:35:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yeni_ufuk_14</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[başarı]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımızda çoğu kez zorlukla karşılaşmışızdır. Kimimiz belki de nefes aldığı  her gün zorluğa maruz kalmıştır. Her insan aciz olduğnu hissetmiştir mutlaka. Acziyetimiz karşısında bile durmaya dermanımız kalmadığı çok olmuştur. Acizsen ancak inat gerekir; inadın kırılmayack kadar kuvvetli bir inat. İstanbulda betonun hakimiyet kurduğu bir bölgede gözüme küçücük birkaç çiçek ilişti. Etrafını teknolojinin her neferi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımızda çoğu kez zorlukla karşılaşmışızdır. Kimimiz belki de nefes aldığı  her gün zorluğa maruz kalmıştır. Her insan aciz olduğnu hissetmiştir mutlaka. Acziyetimiz karşısında bile durmaya dermanımız kalmadığı çok olmuştur. Acizsen ancak inat gerekir; inadın kırılmayack kadar kuvvetli bir inat. İstanbulda betonun hakimiyet kurduğu bir bölgede gözüme küçücük birkaç çiçek ilişti. Etrafını teknolojinin her neferi sardığı halde hatta kenarları çelik tellerle doldurulduğu halde yine de insanlığa seslenmek için bir hamle yapabilmişti var gücüyle. O toprağını bile göremediğimiz beton yığınlarına inat edercesine Güneşe bakıyordu.İşte o an düşündüm ki hiçbir imkanımız elimizde olmadığında acaba biz insanlar ne yapardık? Rüzgarı bekleyip savrulmaya mı mahkum olurduk yoksa rüzgar olmaya mı çalışırdık?</p>
<p>O günden sonra anladım başarmak sadece imkanlara sahip olmakla değilmiş. Çoğu zaman da imkan yaratmak gerekiyormuş.Annelerin-babaların baş tacı gibi değer verdiği, gözü gibi sakındığı yavrularını düşünelim. Çiçek yetiştirmeye çalışan kutsal anneleri babaları düşünelim. Gerekli tüm imkanlar sağlandığı halde çiçek açmıyorsa, etrafına güzelliğini gösteremiyorsa neden ne olabilirdi? Çiçeği yetiştirmeye çalışan bahçıvanlar(anne-baba) herşeyi yapmasına rağmen yine de çiçek görememişse ne yapsın? Düşünün, düşünelim bunu. Düşündüm ben de düşündüm; ama hiçbir şey söyleyemeden düşündüm. Dilime gelmesine rağmen sırf bahçıvanlara yazık etmemek için yuttum. Ve çok sonra anladım ki neden ne bahçıvan ne toprakmış. Kendimi de hesaba katarak açmayan çiçeklerde buldum nedeni.Sanırım çiçek istemezse hangi bahçıvan isterse istesin, hangi toprağa konulursa konulsun, hangi şekilde korunursa korunsun bu iş olmuyor. Yeter ki çiçek açmayı istesin. Başarma azminin yankıları hissedilsin toprağında. İşte o zaman ne beton engelleyebilir ne de çelik tel yığınları çiçeği. İmkanı olmayan ama açmayı başaran binlerce çiçek var. Mesela bir engelli genç kızın kendi kaleminden anlattığı hayat mücadelesi ve zaferi. O demişti ki kitabının adına; &#8221;hayata gülümsersen, gülümser sana&#8221;.</p>
<p>Her başarısızlığımıza acziyetimizi neden göstermek, kendi bahanelerimizin arkasına sığınmak hatta başkalarını suçlamak ihanetin en acımasızı değil mi bizi yetiştirmeye çalışan bahçıvanlarımıza? İmkanımız yok diye isyan edeceğimize imkan oluşturmaya inat etmeliyiz. Bunu engeli, etrafındaki çelik tellerini kıran &#8216;çiçekler&#8217; yapıyor da engel olmadığı halde kendi kendine engel oluşturan bizler neden yapamıyoruz? Ya hiç gerçekten aciz olmadık ya da ilk adımımızı kararlı ve inatçı atmadık. Asla unutmayalım herşeyden önce en büyük imkanımız yine kendimiziz. Herşeye rağmen başarmak, mutlu olmak, zirveye çıkmak elimizde. Farkınızı yaratmak elinizde yeter ki harekete geçin.</p>
<p>Her şey sizin için ve sizinle olsun. Harekete geçtiğiniz ve hareketlendirdiğiniz için teşekkürler!!!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/her-seye-ragmen/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Dönemi Özellikleri</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/ergenlik-donemi-ozellikleri/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/ergenlik-donemi-ozellikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 17:43:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sunular]]></category>

		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>

		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik ve ergenlik çağı psikolojisini anlatan slaytı buraya tıklayarak indirebilirsiniz&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik ve ergenlik çağı psikolojisini anlatan slaytı <a href="http://www.musti-net.com/nehir/ergenlik.rar">buraya tıklayarak</a> indirebilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/ergenlik-donemi-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SOĞAN</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/sogan/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/sogan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 00:51:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitici hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[tecrübe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar uzak diyarlarda Reza adlı bir adam yaşıyordu. Bir gece Reza yöredeki soğan tarlalarından soğan çalıp ,toplayıp onları pazarda yüksek bir karla satmaya karar verir.Yaz dolaysı ile gökyüzü ve ay pırıl pırıldır bu da onun görüş açısını kolaylaştıracaktır. Eline büyük bir sepet alır ve atını komşununun tarlasına doğru sürer.
Tarlaya vardığında kimsenin orada olmadığından emin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 12pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-weight: normal; color: #000000; font-style: normal; font-family: Verdana;">Bir zamanlar uzak diyarlarda Reza adlı bir adam yaşıyordu. Bir gece Reza yöredeki soğan tarlalarından soğan çalıp ,toplayıp onları pazarda yüksek bir karla satmaya karar verir.Yaz dolaysı ile gökyüzü ve ay pırıl pırıldır bu da onun görüş açısını kolaylaştıracaktır. Eline büyük bir sepet alır ve atını komşununun tarlasına doğru sürer.<br />
Tarlaya vardığında kimsenin orada olmadığından emin olduktan sonra 100 tane soğan toplayarak sepetine yerleştirir.Sepet sonuna kadar dolmuştur soğanları atına yükleyip evine dönmeye karar verir. Fakat atın üzerine o kadar ağırlıgı yüklediği anda at yüksek sesle kişner.<br />
Tarlanın üzerindeki çiftlik evinde ise çiftçinin karısı sesi duyar ve sesin nerden geldiğine araştırmak için pencereden Rezanın atına yüklediği soğanları görür, eşi ve çocuklarına haber verir.Hep birlikte Reza&#8217; yi yakalarlar.<span id="more-15"></span><br />
Sabah olduğunda Reza kadının karşısında çaldığı 100 soğanın hesabını veriyordur. Kadı Reza&#8217; ya 3 cezadan beğendiğini seçmesini söyler:</span></span></div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 12pt;">
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 12pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-weight: normal; color: #000000; font-style: normal; font-family: Verdana;">Çaldığı 100 soğan karşılığında komşusuna 100 altın ödemek<br />
Çaldığı 100 soğan karşılığında 100 kırbaç yemek<br />
Çaldığı 100 soğan karşılığında 100 soğan yemek</span></span></div>
<div></div>
<div><span style="font-size: small;"></span></div>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-weight: normal; color: #000000; font-style: normal; font-family: Verdana;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 12pt;">
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 12pt;"><span style="font-weight: normal; color: #000000; font-style: normal; font-family: Verdana;">Reza cezalardan 100 soğan yemeyi seçer. Ama soğanları yedikçe içi fena olur. 25 soğandan sonra ise boğazı yanar ve daha önünde yenecek 75 soğan olduğunu düşününce tüm bunların yerine 100 kırbaç yemenin daha iyi olduğunu düşünür.Fakat 10 kırbaçdan sonra ağrıdan kıvranır ve daha çok acı çekmemek için 100 altını komşusuna vermeyi kabul eder.Eğer <span style="font-weight: normal; color: #000000; font-style: normal; font-family: Verdana; mso-bidi-font-family: Verdana;">Reza 100 altını</span><span style="font-weight: normal; color: #000000; font-style: normal; font-family: Verdana;"> baştan ödese ne olurdu? Acı soğanları ve belini acıtan şiddetli kırbaç darbelerini yemekten kurtulurdu şüphesiz. Fakat yaşamda öyle değilmidir. Önümüzde tercihler vardır ve en kısa çözüm dümdüz ve en sade olanıdır. Fakat bizler genelde yaşamda zigzaglar , üçgenler, daireler çizerek o yoldan birazcık saparız ve yolumuzun bu olduğunu ifade ederiz Fakat sonunda hepsi aynı düz ve sade çözüme gider .. O elde ettiğimiz uzun yollar ve çizgiler mi? </span></span></div>
<div></div>
<p><span style="font-weight: normal; color: #000000; font-style: normal; font-family: Verdana;"><font style="font-weight: normal; font-style: normal;" face="Verdana" color="#000000"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;">
Onlarda hayat tecrübelerimizdir… <img src='http://www.musti-net.com/nehir/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p></font></span><br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/sogan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>PDR mezunlarının iş alanları&#8230;</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/pdr-mezunlarinin-is-alanlari/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/pdr-mezunlarinin-is-alanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 20:27:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[pdr]]></category>

		<category><![CDATA[iş alanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Selam arkadaşlar ben Sakarya Üniversitesi&#8217; nde PDR Bölümünde okuyorum.3. sınıfa geçtim.Aslında bölüme gelmeden önce iş alanlarını araştırmak daha doğru olurdu. Çünkü meslek seçiminde bu oldukça önemli.
Bildiğim kadarıyla biz PDR mezunlarının, dershanelerde,özel şirketlerde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, fabrikalarda çalışma imkanlarımız var ama dahasını ben de bilmiyorum.Eğer öğrenir  beni de haberdar ederseniz mutlu olurum.Hoşçakalın&#8230;




]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selam arkadaşlar ben Sakarya Üniversitesi&#8217; nde PDR Bölümünde okuyorum.3. sınıfa geçtim.Aslında bölüme gelmeden önce iş alanlarını araştırmak daha doğru olurdu. Çünkü meslek seçiminde bu oldukça önemli.</p>
<p>Bildiğim kadarıyla biz PDR mezunlarının, dershanelerde,özel şirketlerde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, fabrikalarda çalışma imkanlarımız var ama dahasını ben de bilmiyorum.Eğer öğrenir  beni de haberdar ederseniz mutlu olurum.Hoşçakalın&#8230;</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3194677900656181";
/* 468x60, oluşturulma 03.06.2008 */
google_ad_slot = "4523593837";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/pdr-mezunlarinin-is-alanlari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversite Sınavında Düşük Başarının Olası Nedenleri</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/universite-sinavinda-dusuk-basarinin-olasi-nedenleri/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/universite-sinavinda-dusuk-basarinin-olasi-nedenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 19:56:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[başarı]]></category>

		<category><![CDATA[danışma]]></category>

		<category><![CDATA[öss]]></category>

		<category><![CDATA[pdr]]></category>

		<category><![CDATA[sınav]]></category>

		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[1) Temel eğitim ve ortaöğretimde kazanmaları gerekli bilgi ve becerilerdeki eksiklikler, yetersizlikler,
2) Sınava sistemli ve planlı hazırlık yapılmayışı,
3) Sınav türüne alışık olmamak (test tipi sınavlarda başarısızlık, test olmaya hazır olmamak),
4) Sınav kaygısının yüksek oluşunun etkileri olabilir.
Bu nedenlerden 3. ve 4.’sü daha kısa sürede aşılabilecek türdendir. Ancak 1. ve 2. neden bilgi, beceri, tutumların kazanılmasını gerektirir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1) Temel eğitim ve ortaöğretimde kazanmaları gerekli bilgi ve becerilerdeki eksiklikler, yetersizlikler,<br />
2) Sınava sistemli ve planlı hazırlık yapılmayışı,<br />
3) Sınav türüne alışık olmamak (test tipi sınavlarda başarısızlık, test olmaya hazır olmamak),<br />
4) Sınav kaygısının yüksek oluşunun etkileri olabilir.<br />
Bu nedenlerden 3. ve 4.’sü daha kısa sürede aşılabilecek türdendir. Ancak 1. ve 2. neden bilgi, beceri, tutumların kazanılmasını gerektirir ki bu konuda öğretmenlerin kendilerini geliştirmeleri gereklidir. Çünkü öğretmen “öğrenciye bilgi ve beceri kazandırmakla ve onun gelişimine yardımcı olmakla yükümlü” kişidir. Bunun için öğretmenin;</p>
<p>• Sınıfındaki öğrencilerin ihtiyaç ve özelliklerini bilmesi ve sınıfta öğrenme koşullarını buna göre oluşturması,<br />
• Aktif öğretme yöntemlerini kullanması, öğrencinin öğrenmede etkin olmasını sağlaması,<br />
• Uzmanlık alanında yeterli olması, kendini geliştirmesi,<br />
• Sınıfta olumlu bir atmosfer oluşturması,<br />
• Öğrencilerine verimli ders çalışma yöntemlerini kazandırması,<br />
• Öğrenmedeki eksiklikleri saptayıp giderme yönünde çaba harcaması,<br />
• Öğrenmeye yönelik olumlu tutumlar geliştirip motivasyonu yükseltmesi gereklidir.<span id="more-13"></span></p>
<p>Rehberlik Hizmetleri;<br />
Eğitim sürecinde öğrencilerin;<br />
• Kişisel, sosyal gelişim<br />
• Eğitsel gelişim<br />
• Mesleki gelişime yönelik olarak<br />
temel beceriler ve yeterlilikler kazanması için yapılan hizmetlerdir. Ve bu hizmetler artık “Kriz Odaklı” bir anlayıştan çıkıp, sadece “sorunlu” öğrenciye yapılan müdahale olmak yerine tüm öğrencilerin gelişimine, uyumuna ve başarısına yönelik olarak “Gelişimsel Yaklaşım” içinde sunulması, çağdaş bir anlayış olarak benimsenmektedir.</p>
<p>Eğitsel rehberlik hizmetleri, özellikle bu konularda öğretmene sorumluluklar yükler. Okullarda rehberlik uzmanlarının müşavirliğinde öğretmenler öğrencilere başarıyı artıracak yöntemleri kazandırmaya çalışmalıdır. İlk ve orta öğretimde rehberlik alanında yetişmiş elemanlara ihtiyaç vardır, ancak ülkemizde henüz okullarımızın %15-20’sinde bu alanda yetişmiş profesyonel eleman bulunmamaktadır. Düzce’de de ne yazık ki bu alanda okullarımızda yeterli eleman yoktur.</p>
<p>Okullarımızda “Rehber Öğretmen (Psikolojik Danışman)” tüm öğretmenlerde rehberlik anlayışını oluşturmada ve öğretmenlerin bu alanda etkin olmalarına çalışmalıdır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.pdr.org.tr">http://www.pdr.org.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/universite-sinavinda-dusuk-basarinin-olasi-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Rehberlik Hizmetleri Nedir? Amacı ve Kapsamı&#8230;</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/rehberlik-hizmetleri-nedir-amaci-ve-kapsami/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/rehberlik-hizmetleri-nedir-amaci-ve-kapsami/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 16:14:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[pdr]]></category>

		<category><![CDATA[oryantasyon]]></category>

		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[“Rehberlik, kendini anlaması problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, kapasitelerini geliştirmeleri, çevresine dengeli ve sağlıklı bir uyum yapması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için uzman kişilerce bireye yapılan psikolojik yardımlardır” (Kepçeoğlu 1994).
Rehberliğin Amacı
Eğitim süreci içinde rehberlik hizmetleri, öğrencinin gelişmesine ve uyumuna yardım etmeye yöneliktir. Rehberliğin temel ya da sonal (nihai) amacı bireyin kendini gerçekleştirmesidir. Kendini gerçekleştirme hümanistik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Rehberlik, kendini anlaması problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, kapasitelerini geliştirmeleri, çevresine dengeli ve sağlıklı bir uyum yapması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için uzman kişilerce bireye yapılan psikolojik yardımlardır” (Kepçeoğlu 1994).</p>
<p>Rehberliğin Amacı<br />
Eğitim süreci içinde rehberlik hizmetleri, öğrencinin gelişmesine ve uyumuna yardım etmeye yöneliktir. Rehberliğin temel ya da sonal (nihai) amacı bireyin kendini gerçekleştirmesidir. Kendini gerçekleştirme hümanistik psikoloji ekolünün ortaya koyduğu bir kavramdır.<span id="more-12"></span></p>
<p>Rehberliğin Kapsamı<br />
Rehberlik hizmetleri, öğrencinin her yönüyle gelişmesini ve böylece onun kendini gerçekleştirmesini amaçlayan psikolojik yardım hizmetlerini kapsadığı için bu hizmetlerin bir bütünlük içinde verilmesi gereği önem taşır.<br />
Rehberlik kapsamında verilecek hizmet türleri, genel olarak bu hizmetlerin veriliği eğitim kademesi, kurumun nitelikleri, hizmetlerin temel işlevleri ya da hangi alandaki problemlerin çözümüne yönelik olarak organize edildiğine bağlı olarak değişebilir. Ancak okulda yapılması gereken rehberlik hizmetleri aşağıdaki gibidir.<br />
&lt; Rehberlik hizmetleri bir bütündür, birbirini tamamlar.<br />
&lt; Hizmetler birbirinin alanını kısmen kapsasa da kendine özgü etkinlikleri de içerir.<br />
&lt; Tüm hizmetlerin merkezinde psikolojik danışma yardımı yer alır.<br />
&lt; Hizmetler arasındaki ilişkiler aynı ağırlıkta ve yoğunlukta olan çok yönlü bir yapıya sahiptir.</p>
<p>1.Psikolojik Danışma Hizmeti;<br />
Psikolojik danışma “bireyin karar verme ve problem çözme ihtiyaçlarını karşılayarak gelişim ve uyumunu sürdürmesine yardımcı olmak amacıyla bireyle yüzyüze kurulan psikolojik yardım ilişkisidir”. (gibson ve mitcehell 1990)<br />
Bu hizmet yetişmiş uzman kişilerce verilen profesyonel bir hizmettir. Okuldaki rehberlik uzmanı (veya bu alanda yetişmiş uzman) tarafından verilir.</p>
<p>2.Oryantasyon Hizmeti (Yeni Ortama Alıştırma);<br />
Bu hizmet bir okula yeni başlayan öğrencilere eğitim yılı başında, okulu, kurallarını, işleyişini tanıtmak, okul ve o çevrede ihtiyaçlarını nasıl karşılayacakları hakkında bilgi vermek ve böylece yeni girdikleri ortama kısa sürede alışmalarına yardımcı olmak üzere yapılan çalışmalardır. Daha genele anlamda oryantasyon “Yeni bir işe, yeni bir okula, üniversiteye giren kişinin çevresine, işine, okuluna alışabilmesi için başladığı iş ya da okul çevresinde bulunan yetkiler tarafından hazırlanan özel ve oldukça kısa süreli bir eğitim programı”dır. (Ceylan, 1995)<br />
Buradan da anlaşılıyor ki oryantasyon hizmetini verecek psikolojik danışmanın/rehber öğretmenin bulunduğu yerde yani okulda yerleşik ve o ortamı biliyor olması önemli bir noktadır.</p>
<p>3.Bireyi Tanıma Hizmeti<br />
Rehberlik hizmetleri içinde, öğrencinin gelişimine ve uyumuna yardımcı olabilmek için onu tanımak gereklidir. Bireyin yetenekleri, özellikleri, güçlü ve sınırlı yönleri, beklenti ve idealleri, ailevi koşulları, başarı durumu, ilgileri vb. yönleri hakkında çeşitli bilgiler onun gelişimini izlemek ve yardımcı olmak için kullanılır. **<br />
Bireyin tanınmasında sınıf öğretmenlerinin desteklenmesi ve iş birliği için okulda psikolojik danışmanın/rehber öğretmenin bulunması önemli ve vazgeçilmez bir husustur.</p>
<p>4.Bilgi Toplama ve Yayma Hizmeti<br />
Bireyin kendini gerçekleştirebilmesi için öncelikle kendini tanıması ve bulunduğu çevrede içinde yaşadığı toplumda kendini nasıl geliştirebileceğini iyi değerlendirmesi gerekir. İşte bilgi toplama hizmetleri öğrencinin gerek duyabileceği her türlü bilgiyi onun yararlanmasına sunmak için yapılan çalışmalardır. Örneğin: seçmeli derslerin bulunduğu bir sistemde öğrenciye seçmeli derslerin kapsamı, amacı, kazandıracakları hakkında bilgi verilmesi gerekir. Ya da temel eğitim sonunda öğrencilere gidecekleri çeşitli liseler, bunların yapısı, niteliği, giriş koşulları gibi bilgiler verilmelidir. Aynı şekilde lise öğrencilerine de üst eğitim kurumları, üniversiteler ve koşulları vb. bilgiler verilmesi gerekir. Özellikle mesleğe yönelmede meslekleri tanıtmak amacıyla güncel ve yeterli bilgilerin verilmesi gençlerin doğru ve isabetli bir karar vermelerine yardımcı olacaktır.<br />
Bunların yanı sıra okuldaki ve çevredeki eğitsel ve kültürel etkinlikler, yardım hizmetleri, yararlanılabilecek kurumlar, part time iş olanakları, mezun olduktan sonraki iş olanakları hakkında bilgiler…gibi öğrencilerin kendini geliştirmesi için ihtiyaç duyacağı her türlü bilginin toplanması, tasnifi, öğrencilerin yaralanmasına sunulması ve paylaşılması çalışmaları bu gruba girer.**</p>
<p>Buradan da anlaşılacağı gibi bu hizmetler süreklilik gerektiren okulda öğrencilerin içinde bulunarak etkin yapılabilir.</p>
<p>5.Yöneltme ve Yerleştirme Hizmetleri<br />
Öğrenci kendini tanıdıkça ve kendi gelişimi için yararlanabileceği bilgileri edindikçe bu iki grup bilgiyi kullanarak gelişime uygun durumlara yönelmeye başlayacaktır. İşte öğrencinin kendine uygun bir eğitim kurumuna, branşa,işe ya da mesleğe yönelmesi ve o konuma yerleşmesi için yapılabilecek yardım hizmetleri bu gruba girer. Ayrıca öğrencinin okul içi ya da okul dışı bir sosyal etkinliğe yönelmesi, psikolojik danışma hizmetinden yararlanması için teşvik edilmesi, seçmeli derslerden kendi gelişime yardımcı olacak alanları seçmesi, eğitim sırasında uygun kısa süreli iş, staj, uygulama alanlarına yönelmesine ve yerleşmesine yardım edici bütün çalışmalar bu hizmetlerin içine girer. Genel olarak bu hizmetlerin amacı bireyi içinde bulunduğu durumdan bir üst basamağa, gelişimi ve uyumu açısından daha iyi bir konuma yöneltmek ve yerleştirmek için çalışmaktır.<br />
Bu hizmetin yürümesi için öğretmenin, psikolojik danışmanın/rehber öğretmenin, okul yöneticisi ve velilerle iş birliği içinde olması gereklidir.</p>
<p>6.İzleme ve Değerlendirme Hizmeti<br />
İzleme ve değerlendirme hizmeti, yapılan önceki hizmetlerin bir devamı gibi düşünülebilir. Yöneltme ve yerleştirme sürecinin sonu ne olmuştur? Örneğin: psikolojik danışma yardımı alan öğrencide bu hizmetin sonucu beklenen değişiklik gerçekleşmiş midir? Oryantasyon hizmetleri öğrencilere ne ölçüde yararlı olmuştur? Okul içinde bir eğitici kola yerleştirdiğimiz öğrenci ya da okul dışında part-time işe yerleştirdiğimiz öğrenci o konuma ne derece uyum sağlamıştır? Bütün durumların izlenip değerlendirilmesi yapılan hizmetlerin etkinliğini anlamak, gerekiyorsa yardım hizmetlerini sürdürmek, yeni düzenlemeler yapmak için gerekir.**<br />
Buradan da anlaşılabileceği gibi sağlıklı bir izleme ve değerlendirme hizmeti verilebilmesi için rehber öğretmenin/psikolojik danışmanın okulunda uzun bir zaman yerleşik bulunmasını ön plana çıkarmaktadır.</p>
<p>7.Müşavirlik (Konsültasyon) Hizmeti<br />
Rehberlik hizmetleri kapsamına, doğrudan öğrenciye yönelik olmayan ancak yapılacak hizmetlerin niteliğini etkileyecek, bazı hizmetler daha girer. Örneğin: “çevre ve veli ile ilişkiler” ya da “araştırma-geliştirme” hizmetleri gibi. Önemli görülen bir başka hizmet müşavirlik (konsültasyon) hizmetidir. Bu hizmet, okuldaki rehberlik uzmanının, öğretmen ve yöneticilerin ortak bir rehberlik anlayışı kazanmaları, bu alanlardaki bilgi ve becerilerini artırmaları için onlara yardımcı olmasıdır. (Kepçeoğlu 1993). Bir diğer deyişle okuldaki rehberlik uzmanı ile öğrencinin eğitimi ve yetiştirilmesi ile ilgili bir ya da daha fazla sayıda kişinin (öğretmen yönetici, veli…) iş birliği içinde, öğrencinin gelişmesine yönelik olarak kurdukları yardım ilişkisidir (Akmam 1994).<br />
Okuldaki psikolojik danışmanın/rehberlik uzmanının, kendi uzmanlık alanında sahip olduğu bilgi ve becerilerini öğretmen, veli ve yöneticilerin hizmetine sunması, onları bu konuda kendilerini geliştirmesine yardımcı olması, ortak ve yeterli bir rehberlik anlayışının gelişmesine çaba harcaması müşavirlik hizmetlerinin kapsamına girer. Uzman, rehberlik çalışmaları sırasında öğretmen ve yöneticilere gerek duydukları yardımı vermeye, karşılaşılan güçlükleri birlikte çözmeye, onlara uzmanlık alanı ile ilgili müşavirlik yapmaya her zaman hazır ve istekli olmalıdır. Çünkü bu uzmanın en önemli görevlerinden biridir. Böylece okullarda ortak bir rehberlik anlayışının gelişmesine yardım edebilir.</p>
<p>Bütün bu hizmetler, kolayca anlaşılabileceği gibi birbirini tamamlayan, birbirini destekleyen bazı noktalarda iç içe girmiş hizmetlerdir. Bir hizmet grubunu çıkarsak diğer tüm hizmetler aksar, eksik kalır. Tümü de öğrencinin gelişi, uyumu, daha başarılı ve mutlu olması için gereklidir.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.pdr.org.tr">http://www.pdr.org.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/06/rehberlik-hizmetleri-nedir-amaci-ve-kapsami/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÖZGÜVEN GELİŞTİRME EĞİTİMİ</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/05/ozguven-gelistirme-egitimi/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/05/ozguven-gelistirme-egitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 02:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sunular]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Konuyla ilgili slaytı buradan indirebilirsiniz..





]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyla ilgili slaytı <a href="http://www.musti-net.com/nehir/OZGUVEN GELISTIRME EGITIMI.rar" target="_blank">buradan</a> indirebilirsiniz..<br />
<br />
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3194677900656181";
/* 468x60, oluşturulma 03.06.2008 */
google_ad_slot = "7868765857";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/05/ozguven-gelistirme-egitimi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SINAV KAYGISI</title>
		<link>http://www.musti-net.com/nehir/2008/05/sinav-kaygisi/</link>
		<comments>http://www.musti-net.com/nehir/2008/05/sinav-kaygisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 02:29:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nehir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<category><![CDATA[öss]]></category>

		<category><![CDATA[sınav]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.musti-net.com/nehir/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[Sınav kaygısı okul ve eğtim psikolojisinin en önemli konularından birisidir ve özellikle yabancı literatürde pek çok bilgi birikimi ve araştırma zenginliğine sahiptir. Dünyada sınav kaygısı ile ilgili araştırmaların geçmişi yaklaşık 45 yıl geriye gitmektedir. Ülkemizde ise bu konudaki araştırmalar 70’li yıllarda başlamıştır ve sınav kaygısı ve akademik başarı, sınav kaygısı, tedavi ve baş etme becerileri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sınav kaygısı okul ve eğtim psikolojisinin en önemli konularından birisidir ve özellikle yabancı literatürde pek çok bilgi birikimi ve araştırma zenginliğine sahiptir. Dünyada sınav kaygısı ile ilgili araştırmaların geçmişi yaklaşık 45 yıl geriye gitmektedir. Ülkemizde ise bu konudaki araştırmalar 70’li yıllarda başlamıştır ve sınav kaygısı ve akademik başarı, sınav kaygısı, tedavi ve baş etme becerileri, grup çalışmalarının sınav kaygısı üzerine etkileri ile ile ilgili birçok nitelikli çalışma yapılmıştır.</p>
<p>Baltaş ve arkadaşlarının 1986 yılında yaptığı bir araştırmada Üniversite sınavlarına giren öğrencilerin kaygı düzeylerinin genel cerrahi bölümünde ameliyat olmayı bekleyen hastaların kaygı düzeyi ile karşılaştırdığında sınava hazırlanan öğrencilerin kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır.<span id="more-7"></span></p>
<p>Erkan (1991) sınav kaygısının öğrenci seçme sınavıbaşarısı ile ilgisini araştırmış, sınav kaygısı ve öğrenci seçme sınavı arasında negatif yönde bir ilişki olduğunu saptamıştır. Yani sınav kaygısı düşük olan öğrencilerin başarısının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak yüksek kaygılı öğrencilerin sınav başarısızlıklarının sadece kaygı ile lgili olmadığı belirlanmiştir. Öğrencinin sınava hazırlanma düzeyi, başarı güdüsü, genel akademik yeteneği, okul başarısının düşüklüğünün öğrenci seçme sınavı başarısında etkili olduğu saptanmış ve sınav kaygısının başarısızlığın nedeni değil sonucu olabileceğini belirtmiştir.</p>
<p>Kaygı genel anlamda psikolojik ve çevresel olaylara karşı gösterilen duygusal bir reaksiyon olarak tanımlanmaktadır. Belirli sınırlar içinde kalmak koşuluyla evrensel ve normal bir duygu olarak kabul edilir. Ancak kaygı yaşantısının hoş olmama özelliği bu kavramı olumsuzlaştırmış ve bazı araştırmacıların kaygı reaksiyonunu normal davranışlardan çok normal olmayan davranışlar grubunda incelenmesine neden olmuştur. Hem normal hem de patolojik insan davranışlarında önemli olan bir yerinin olası kaygıyı psikolojide çok işlenen bir konu haline getirmiştir.</p>
<p>Sınav kaygısı en yalın tanımıyla beklenen sınavlardan kaynaklanan stresin doğurduğu karmaşık fizyolojik ve psikolojik tepkilerdir.</p>
<p>Uzun bir süredir sınava hazırlanıyor ve sınavın yaklaşmasıyla beraber, gözle görülebilir bir endişe hali yaşıyor olabilirsiniz. Uykuya dalmakta güçlük çekiyor olabilir, yemek yiyememekten, iştahınızın azlığından şikayet ediyor olabilir, hayattan aldınız zevkte bir azalma hissediyor olabilirsiniz. Peki nedir bizi böylesine kaygılandıran, iştahınızı azaltan, uykunuzu bozan, hayattan aldığımızı zevki azaltan şey. Korku mu kaygı mı? Bu soruların cevabını verebilmek için öncelikle bu iki kavramı açıklamak gerekecektir.</p>
<p>Korku gerçekleşmesi durumunda bizde fiziksel bir sorun yaratacak olan durumlardır. Örneğin köpekten korkarız çünkü bizi ısırması fiziksel bir rahatsızlığa neden olur.</p>
<p>Kaygı ise korkulmayacak, bizde aslında çok büyük fiziksel bir hasar meydana getirmeyecek bir durumdur. Örneğin üniversite sınavı sadece bir sınavdır. Bize fiziksel olarak bir zarar verir mi? Onu korkunç hale, kaygı duyulacak hale getiren bizleriz. Bizim o sınava bakış açımız.</p>
<p><strong>SINAV KAYGISI NASIL TANINIR?</strong></p>
<p>Bir sınava girmeden günlerce önce sınavı başarıp başaramayacağınız kaygısı beyninizi aşırı meşgul ediyorsa ve yoğun bir kaygı hissediyorsanız üstelik bu kaygı sizi gündelik işinizi bozuyorsa, uykularınızı, yeme duyunuzu etkiliyorsa, neredeyse başka bir şey düşünmüyorsanız sınav kaygısına adaysınız demektir. Sınav ertesi gün, uyku tutmuyorsa, sınav saati ecel gibi yaklaşıyorsa, sınava girerken eliniz ayağınız titreyip soğuk terlemeye başladıysanız. Bir de sınavda beyniniz zonkluyor, sınav kağıdını açmaya cesaret edemiyor, soruları heyecandan okuyamıyorsanız yoğun bir sınav kaygınız var demektir.</p>
<p><strong>SINAV KAYGISININ NEDENLERI:</strong></p>
<p>Mükemmeliyetçi yaklaşım,<br />
Dıştan denetim,<br />
Baskıcı, otoriter anne –baba tutumları,<br />
Reddedici, küçük düşürücü anne –baba tutumları,<br />
Kaygı düzeyi yüksek anne –baba,<br />
Beklenti düzeyi yüksek anne –baba,<br />
Tutarsız anne –baba davranışları,<br />
Baskıcı- otoriter öğretmen tutumları,<br />
Reddedici, küçük düşürücü öğretmen tutumları,<br />
Beklenti düzeyi yüksek öğretmen,<br />
Tutarsız öğretmen davranışları,<br />
Sınanma, değerlendirilme korkusu,<br />
Reddedilme korkusu,<br />
Öğrenilmiş çaresizlik yaşanması,<br />
Görev ve sorumlulukları erteleme,<br />
Çalışma alışkanlıklarında yetersizlik,<br />
Zamanı iyi kullanmama,</p>
<p><strong>SINAV KAYGISININ FİZYOLOJİK BELİRTİLERİ:</strong></p>
<p>Çarpıntılar, düzensiz kalp atışları,<br />
Düzensiz solunum, hava açlığı,<br />
Ellerde titreme, vücut&#8217;ta ateş basması hissi,<br />
Baş dönmesi, baş ağrısı,<br />
Mide ağrısı, kasılmalar,<br />
Bayılma, beyni boşalmış hisleri,<br />
Kas yorgunlukları, uyuşma,<br />
Terleme ,titreme,<br />
Bağırsak hareketlerinde değişiklik.(Kabızlık-ishal)<br />
Konsantrasyon bozuklukları,<br />
Yeme alışkanlıklarında değişiklik,<br />
Uyku alışkanlıklarında değişiklik, kabus görme,</p>
<p><strong>SINAV KAYGISININ PSİKOLOJİK BELİRTİLERİ:</strong></p>
<p>Hissedilen olumsuz duygular nelerdir?<br />
Ya başarısız olursam korkuları,<br />
Yeterince çalışmadığı için kendini suçlama,<br />
Kesinlikle başarılı olamayacağım yargıları,<br />
Sürenin çok yetersiz olduğunu düşünme,<br />
Hiç bir şey hatırlamadığını hiç bir şey bilmediğini düşünme,<br />
Sık sık alacağı notu düşünmek,<br />
Diğerlerinden farklı olduğunu, daha zayıf ve beceriksiz olduğunu düşünme,<br />
Sıkıntı, bunaltı hisleri,<br />
Hareketsizleşme, ya da huzursuzluk, aşırı hareketlilik hissetme,<br />
Sınav sonuçlarının felaket olacağını düşünme,<br />
Aile ve yakınlarını hayal kırıklığına uğratacağını düşünme,<br />
Ölsem de kurtulsam, keşke bu duruma hiç düşmeseydim düşüncesi,<br />
Kaybederse asla tekrar denemeyeceğini ya da kendini toparlayamayacağını düşünme.</p>
<p>Korkulmaması gereken bir durumdan korkmak yada kaygı duyulmaması gereken bir olaydan kaygılanmak bizim normal olmadığımızı göstermez. Aksine kaygı bizim için belirli oranda gerekli olan bir şey. Çünkü eğer az miktarda kaygı duymuyorsak, sınav bizi heyecanlandırmıyorsa onu yeteri kadar istemiyoruz demektir. Çünkü bizi hedefimize çeken, yönlendiren, bize, itici güç veren bu kaygıdır.</p>
<p>Öyleyse şunu söyleyebiliriz ki sınav kaygısı belirli oranda olduğunda bize fayda sağlayan, başarılı olmamız için bizi kamçılayan bir olgudur. Sınav kaygısı yaşamayan insanlar ya programlı çalışmışlar, kendilerine güvenleri tam, sınavı ölüm kalım savaşı durumuna getirmemiş insanlardır, ya da derslerine hiç çalışmamış sınavdan beklentisi olmayan kişlerdir.</p>
<p><strong>SINAV KAYGISI YAŞAYAN INSANLARDA GÖRÜLEN DAVRANIŞ DEĞIŞIKLIKLERİ:</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Aşırı hareketli ya da tersine donuk olma: </span></p>
<p>Sınav stresi olan kişiler huzursuzluk nedeniyle yerinde duramamak, hareketlilik ve bunun neden olduğu istem dışı uygunsuz davranışlarda bulunabilirler. Bu durumda kendilerini gözleyip sakinleşmeye çalışmalıdırlar. Bunun tam tersine donuk hareketsiz içe kapanık davranış sergileyebilirler. Sevdiklerinden arkadaşlarından uzaklaşırlar.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Zaman kullanımında düzensizlik:</span></p>
<p>Tüm stresli insanlarda yaşam ritminde bozukluk görülebilir. Uyku, yemek yeme, gündelik iş saatleri bozulabilir. Acelecilik ve zamanın tükendiği duygusu zaman bozukluğuna buda olumsuz başka sonuçlara yol açar. Gündelik ritmimizin bozulmamasına dikkat etmeliyiz.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Çatışmacı ve tahammülsüz durum:</span></p>
<p>Kaygı nedeniyle oluşan gerginlik bizim diğer insanlara tahammülümüzü azaltır. İlişkilerimizin azalması bir yana tatsız çatışmalar yaşayabiliriz. Çatışmalar kırgınlıklara yol açar. Bu da içinde bulunduğumuz duygu durumunu kötüleştirir. Çevredeki insanların bizim kaygılarımızı yeterince anlayamayacağını kabul etmemiz gerekir. İyi ilişkiler yaşıyor olmak bizi ruhsal olarak rahatlatır.</p>
<p><strong>PROFESYONEL YARDIMI GEREKTİREN DURUMLAR NELERDİR?</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Depresyon:</span></p>
<p>Depresyon yaygın bir hastalıktır. Her 4-5 kişiden biri depresyon geçirir. Belirtiler uyku, iştah düzensizliği sabah geç kalkmak, yorgunluk hisleri, kötümserlik, hayattan zevk alamama, huzursuzluk, tahammülsüzlük, kararsızlıktır. Bu belirtiler 15 günden beri hissedilirse mutlaka bir psikiyatristten yardım alınmalı ve süratle tedavi edilmelidir. Sınav kaygısı ve umutsuzluk duygularını arttırır. Karasızlık, dikkatsizlik başarıyı düşürür.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Ağır ve genelleşmiş kaygı bozuklukları:</span></p>
<p>Sadece sınav kaygısı değil gün boyu sıkıntılı huzursuz endişeli ve isteksiz olma durumudur. Denediğimiz hiç bir yöntemle baş edilemeyen, olumlu gelişmelerin bile yararlı olmadığı bu durum profesyonel yardım gerektirir. Psikolog, psikolojik danışman ve psikiyatrlardan yardım alınmalıdır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Takıntılar:</span></p>
<p>100 gençten üçünde ağır olarak görülebilen bu sendromda kafasına takılan bir düşünceyi istemeden düşünmeye zorlanma başka bir şey düşünemez olma hali vardır. Okuduğu satırı tekrar okuma, okuduğundan emin olamama gibi akademik belirtilerin yanı sıra dinsel, cinsel içerikli takıntılar, saçma takıntılar, aşırı temizleme, aşırı düzenlilik, simetri saplantısı vb. şekillerinde kendini gösterir. Psikiyatri ve psikologların yardımına gerek vardır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Uyku bozuklukları:</span></p>
<p>1 ay boyunca hemen her gün süren uykuya dalamama, kötü rüya görme, uyku bölünmesi, gündüz uykulu olma halidir. Psikiyatrlardan yardım alınmalıdır.</p>
<p><strong>SINAV KAYGISI İLE BAŞ ETME:</strong></p>
<p>Sınavla ilgili kaygımızı azaltmak için iki türlü çalışma yapabiliriz.</p>
<p><strong>1-) ZİHİNSEL UYGULAMALAR:</strong></p>
<p>Zihinsel uygulamalar yapıyoruz çünkü kaygımız ve heyecanlanmamıza neden olan duygular düşüncelerimizle şekilleniyor. Kaygımızı azaltmak için değiştirmemiz gereken düşünceler şunlardır;</p>
<p>Üniversite sınavı hayatta mutlu olmaya, başarılı olmaya giden yollardan sadece biridir.</p>
<p>Üniversite sınavı hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için tek yoldur. Böyle bir düşünceye sahipsek, kaygımızın artması muhtemeldir. Mantıklı bir şekilde düşünürsek, üniversite sınavı bizi hayatta başarıya ve mutluluğa götüren yollardan sadece biridir. Tek seçenek değil. Üniversite sınavını kazanamamış ancak hayatta başarıyı ve mutluluğu yakalamış milyonlarca insan var. Üniversiteyi kazanamasak da farklı alanlarda mutlu ve başarılı olabiliriz.</p>
<p>Sınavı kazanmak zorundayım. Sınavı mutlaka kazanmalıyım. Sınavı kazanmak bir istek ve seçim meselesidir. Mutlaka başarmalıyım, &#8220;şu okula gitmeliyim &#8221; gibi düşünceler yerine &#8220;sınavı kazanmak istemiyorum, şu okula gitmek istiyorum &#8221; şeklinde düşünmeliyiz. -meliyim - malıyım şeklindeki ifadeler düşünceleri istek olmaktan çıkarıp, yasa haline getirir. Yasalarda bir kesinlik vardır. Oysa bir isteği yerine gelmeyen bir kişinin başka bir isteği yerine gelebilir.</p>
<p>Kazanmazsam mahvolurum, hapı yutarım, komşuların yüzüne nasıl bakarım, ailemin yüzüne nasıl bakarım, çok korkunç olur. Bu gibi düşünceler kesinlikle gerçekle ilişkisi olmayan düşüncelerdir ve bize olumlu yönde hiç bir katkısı yoktur. Daha çok olumlu yönde düşünmeye çalışın. Geçmişteki yaptığınız güzel ve başarılı işleri düşünün. Okul yıllarında aldığınız başarılı sınav sonuçlarını, iyi yaptığınız işleri düşünün. Ben aptalım, ben zaten hiç bir şeyi beceremem demeyin. Bu tip düşünceler hem sizi amacınızdan uzaklaştırır, hem de hem endişelendirir.</p>
<p>Sınav sonucu benim iyi ya da kötü olduğumu gösterir. Sınav sadece bir bilgi sınavıdır. Bu nedenle öğrencinin ilgi, yetenek ve çalışma alışkanlıklarıyla kazanmış olduğu bilgilerin değerlendirmesidir. Kişiliğinizin değerlendirilmesi değil. Sınav başarınızla kişilik değerinizi eş görmeyin. Sınavlarda uygulanan testler; kişilik testler olmayıp bilgi ve başarı testleridir.</p>
<p>Sınavı kazanamamak her şeyin sonu olur. Bu hatalı bir düşünce yapısıdır. Mantıklı bir şekilde sınavı kazanma şansınız çok yüksek bile olsa, kendinize bir başka amaç düşünün. Bu amacın hayatınıza neler kazandıracağı üzerinde durun. Sınavda başarılı olarak, esas amacınıza ulaşmak birinci tercihinizdir. Başarılı olamadığınız taktirde yöneleceğiniz ise ikinci tercihiniz olacaktır. Biz sizin birinci tercihinize yerleşmenizi istiyoruz. Ancak ikinci tercihinize yerleşmekte dünyanın sonu değildir. Eğer bu düşünceyi içinize sindirebilirseniz gayretiniz ve çalışma isteğiniz azalmayacak ancak elinizi kolunuzu bağlayacak şiddetteki sınav stresinde kurtulmuş olacaksınız.</p>
<p>Aynı olaylar karşısında duygu düşünce ve davranışlarımızın farklı olduğunu görüyoruz. Duygu ve davranışlarımızı yaşadığımız olaylar değil o olaylara yüklediğimiz anlamlar yönlendiriyor.<br />
Pek çok kişi düşüncelerin, duyguların ve davranışların birbirinden ayrı ve bağımsız olduğunu düşünür. Günlük ilişkilerimizde sık sık, “Heyecanlanmak istemiyorum, ama elimde değil “ veya “Sinirlenmek istemiyorum, ama elimde değil” şeklinde sözler duyarız. Böyle bir ifade, düşünce ve duyguların birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktığını ve doğrudan birbirlerine bağlı olmadıklarını varsaymaktadır. Ancak gerçek, bu varsayımın tam tersidir. İnsanın hayatında engel olunamayacak üzüntü, öfke ve hayal kırıklıkları çok ender meydana gelir.<br />
Düşünceler, duygular ve davranış arasındaki ilişkiyi Dr. A. Ellis’in geliştirdiği A- B-C modeli üzerinde şöyle açıklayabiliriz:</p>
<p><strong>ABC KURAMI</strong></p>
<p>Bu model üzerinde A noktası, duygu ve davranışa yol açtığı varsayılan olaydır. Örneğin anneniz, babanız veya öğretmeniniz, bir ödevinizi zamanında tamamlamadığınız için size çıkışmış olabilir. Bu olaydan sonra da siz sinirlenmiş ve üzülmüş olabilirsiniz. C noktası sizin bu olaydan sonraki duygunuzu ve davranışınızı göstermektedir. Örneğin böyle bir eleştiri karşısında savunucu olabilir ve “Bu öğretmen beni ne sanıyor?” veya “ Sınıfta ödevi zamanında yapmayan bir tek ben miyim?” veya “ Bu adam bir tek kendi dersi var sanıyor “ gibi bir tepki verebilirsiniz. Ne yazık yaygın bir inanış olarak, birçok insan A noktasındaki olayın, doğrudan C noktasındaki duygu ve düşünceye yol açtığına inanır.</p>
<p>A Olay ( Öğretmenin eleştirisi)<br />
C Duygu ve davranış ( Üzgün, kızgın, savunucu)<br />
Eleştirilerinden ötürü öğretmeniniz sizi üzmüştür değil mi? Oysa A ve C noktası arasında gerçekte çok önemli bir şey daha bulunur. A ve C noktaları arasında bizim yorum ve yaklaşım biçimimiz vardır. Düşünce ve davranışı esas etkileyen bu yorum ve yaklaşım biçimidir.<br />
A Olay ( Öğretmenin eleştirisi)<br />
B Yorum ve yaklaşım biçimi ( “Bütünüyle unutmuşum, sınıfta kalacağım” veya “Neden herkese değil de sadece bana kızıyor&#8230;” veya “ Bu öğretmen bana taktı”)<br />
C Duygu ve davranış ( Üzgün, kızgın, savunucu,” Ne yapsam boş “ duygusu)<br />
Eğer olayı “Neden öğretmen sadece beni görüyor”, veya “Bana taktı” diye yorumlarsanız, öğretmene karşı öfke ve kızgınlık duyarsınız. Bunun arkasından da, öğretmeni kızdıracak ve size karşı olumsuz davranmasına yol açacak bir söz veya tutumunuz gelebilir.<br />
Eğer olayı “ O kadar kişinin içinde beni buldu, bende hiç şans yok. Zaten her zaman böyle oluyor” diye yorumlarsanız “Ne yapsam boş, ben bu şansla hiç bir yere varamam, nasıl olsa başarısız olacağım” dersiniz.. Bu durum çalışma temponuzu düşürür.<br />
Bu basit şemadan da görüleceği gibi, süreci başlatan öğretmeniniz olsa bile, duygunuza yol açan sizin kendi düşünce biçiminizdir. Sınavlara ve eğitim başarısına yaklaşım ve yorum biçimi akılcı ve akılcı olmayan biçimde olabilir. Olumsuz ve sıkıntı verecek yorum ve yaklaşım biçimleri alışkanlık haline gelebilir ve hayatınızda önemli bir stres kaynağı olabilir.<br />
Bir başka yaklaşım biçimi de şöyle olabilirdi.<br />
A Olay ( Öğretmenin eleştirisi)<br />
B Yorum ve yaklaşım biçimi (“Ödevi zamanında bitirmeliydim ama bitiremedim” veya “ Bunun gibi olaylar birikirse öğretmenle aram bozulur” veya “Böyle gecikmeler sınava hazırlanmamı güçleştirir” veya “ Son hafta sonunu televizyonun başında geçirirken, böyle olacağını tahmin etmemiştim.”)<br />
C Duygu ve davranış (Üzgün, sıkıntılı ancak “ Problemin nereden kaynaklandığını biliyorum, ben daha iyisini yapabilirim” yaklaşımının korunması)<br />
Eğer olayı, “Ödevi neden zamanında bitiremedim, böyle giderse öğretmenle aram bozulur” diye yorumlarsanız, gecikme sebepleriniz üzerinde düşünür, bunları ortadan kaldırarak çalışmaya ayırdığınız süreyi artırabilirsiniz. Bunun sonunda da benzeri bir olay tekrarlanmaz, öğretmenle ilişkiniz gelişir.<br />
Eğer olayı “Böyle gecikmeler sınava hazırlanmamı güçleştirir” diye yorumlarsanız, bu gecikmelere sebep olan engeller üzerinde düşünür, çalışma veriminizi düşüren sebepleri bulursunuz. Bunun sonunda da sınavlara daha kolay hazırlanırsınız ve eğitim başarınız yükselir.<br />
Bir öğrencinin hayatında her gün defalarca meydana gelen bu basit örneklerden de anlaşılacağı gibi, herhangi bir olay çok çeşitli ve farklı davranışlara yol açabilir. Sizi gerilime sokan, sınav kaygınızı yükselten olayın kendisinin stres verici özelliği değil, olayı değerlendiriş biçiminizdir. Çoğunlukla stresi ve sınav kaygısını yaratan doğru ve akılcı olmayan düşünce biçimidir.<br />
Bu açıklamalardan sonra, birçok kişi düşünce ve yaklaşım biçiminin duygularına ve davranışlarına sebep olduğunu kabul etmekle beraber, çok az kimse öğrenmeyi zorlaştıran, başarıyı engelleyen sınav kaygısını azaltmanın mümkün olabileceğini kabul etmektedir. Çok kişi bunun için ya bir sihirli değnekten yarar beklemekte veya bütünüyle kendini kadere terk etmiş görünmektedir. Oysa olumsuz duygu ve davranışa yol açan düşünce biçimi “ Zihinsel Düzenleme Tekniği” adını verdiğimiz bir yöntemle değiştirmek mümkündür. Bu tekniğin öğrenilmesi gerginliği azaltmak ve nispeten olumlu veya bunun mümkün olmadığı durumlarda nötr( tarafsız) bir duygu geliştirmek üzere düşüncelerin kontrol altında tutulmasını sağlar.</p>
<p><strong>2-)BEDENSEL UYGULAMALAR:</strong></p>
<p>Bedeni kontrol etme yolunda birinci basamak solunum kontrolü ve solunum egzersizleridir.</p>
<p>Nefes almayı öğrenmek:</p>
<p>Otonom (kendi kendine çalışan) organlarımız olduğunu biliyoruz. Kalbimizin vuruşları, kan basıncımız, beden sıcaklığımız bu sisteme örnektir. Bu organlar veya fonksiyonlar bizim doğrudan denetim ve isteğimiz dışında çalışır. Ancak, eğitim ve egzersizle bu organ ve fonksiyonları kısmen veya bütünüyle kontrol altına almak mümkündür.<br />
Bedeni konrol etme yolundaki ilk adım solunumu kontrol etmektir. Çünkü solunum bir yönüyle, istediğimiz zaman nefes aldığımız, istediğimiz zaman nefesimizi tuttuğumuz için, irademizle yönlendirdiğimiz bir faaliyettir. Ancak diğer taraftan solunum, beyin sapındaki bir merkez tarafından kandaki oksijen ve karbondioksit dengesine göre bütünüyle otonom (kendi kendine) olarak yürüyen bir faaliyettir.<br />
Otonom faaliyetleri kontrol etmeye , &#8220;solunumu kontrol etmekten&#8221; başlamak gerekir. Aynı zamanda doğru ve derin nefes almayı öğrenmek, gevşemeyi öğrenmek yolunda atılan en önemli adımdır.<br />
Nefes almanın kendisi bir gevşeme yolu olduğu gibi, bütün gevşeme egzersizleri içinde, egzersizin bir parçası olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca nefes egzersizleri günlük hayatın akışı içinde uygulanması en kolay egzersizdir.</p>
<p><strong>Derin nefes almanın önemi nedir?</strong></p>
<p>Doğru ve derin nefes almanın kendisinin doğrudan damarları genişletme ve kanın (dolayısıyla oksijenin) bedenin en uç ve en derin noktalarına kadar ulaşmasını sağlama özelliği vardır. Panik atak sırasında kan beden yüzeyinden içeri çekilir ve yüzey sıcaklığı düşer (el ve ayaklarda soğuma). Hem stres tepkisinin biyokimyasal maddeleri, hem de gevşemenin biyokimyasal maddeleri bir arada bulunamaz. Bu sebeple doğru ve derin nefes alarak sağlanan değişiklik, özellikle kaygının da dâhil olduğu birçok durumda başlayacak olan (veya başlamış olan) tepki zincirini kırmakta veya kaygının şiddetini azaltmaktadır.</p>
<p><strong>İyi nefesin özellikleri:</strong></p>
<p>İyi nefes ağır, derin ve sessiz olmalıdır. Bunun içinde denge, ölçü ve uyum gerekir. İyi bir nefes yavaş olarak burundan alınır, sessiz olur ve akciğerin bütününü doldurarak diyaframı aşağı iter.<br />
Endüstrileşmiş ve şehirleşmiş toplumlarda yaşayan insanların büyük çoğunluğunun ciğerlerinin dörtte birini veya beşte birini kullandıkları saptanmıştır. Nefes egzersizlerinden amaç, akciğerin bütününü kullanmaktır.<br />
Akciğerinizin üçe bölünmüş olduğunu düşünün. Derin, tam bir nefes, diyaframın aşağı hareket etmesi ve akciğerin en alt bölümünün havayla dolmasıyla başlar. Daha sonra orta bölüm havayla dolar ve göğüs genişler. Son olarak da akciğerin üst bölümü dolar ve omuzlar hafifçe kalkabilir.<br />
Nefes alma egzersizine başlamadan önce sağ avucunuzu göbeğinizin hemen altına, sol elinizi göğsünüzün üstüne (göğüs hizasına) koyun ve gözlerinizi kapatın.<br />
Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. (nefesi verirken ciğerler zorlanmamalı ve nefes itilmeden kendiliğinden çıkmalı.)<br />
Ciğer kapasitenizi hayali olarak ikiye bölün ve &#8220;biir&#8221; , &#8220;ikii&#8221; diye içinizden sayarak ciğerinizin bütününü doldurun. Kısa bir süre bekleyin, &#8220;bir-iki&#8221; diye diye sayarak, nefesinizi aldığınızın iki katı sürede boşaltın. Sağ eliniz göğüs kemikleinizin, hareketli bir köprü gibi, yana doğru açıldığını hissetmeli. Yine bir nefes almadan iki saniye bekleyin.<br />
İkinci ve üçüncü maddede yazılanları tekrarlayarak bir derin nefes daha alın ve verin. Egzersizi bir kere daha tekrarlayıncaya kadar mutlaka en az 4-5 normal nefes alın. Eğer derin nefes almaya devam ederseniz bir başdönmesi hissedebilirsiniz.</p>
<p><strong>GEVŞEME EGZERSİZLERİ:</strong></p>
<p>Gevşeme bedeninizdeki gerilimden sistematik bir şekilde, kurtulmaktır. Derinlemesine gevşediğinizde, motivasyonunuzu ve dikkatinizi yoğunlaştırmayı yitirmeyeceksiniz. Tam tersine bedeninizin neresinde en çok gerilim taşıdığınızın farkına varıp, bu kasları nasıl gevşetebileceğinizi öğreneceksiniz. Hatta derinlemesine gevşeme için yapılan düzenli alıştırmalar enerjinizi ve üretkenliğinizi artıracaktır.</p>
<p><strong>UYGULAMA:</strong></p>
<p>Şimdi yerinize iyice ve rahatça yerleşin ve herhangi bir tedirginlik hali varsa bir kenara bırakın. Kendinizi gevşetebilme yeteneğini kazandıkça tedirginliğiniz azalıp, yerini gevşemeye bırakacaktır.<br />
Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi önce kollarınıza ve özellikle ellerinize çevirin. Şimdi ellerinizi yumruk yapın ve bunu yaparken el ve kollarınızdaki gerilime iyice dikkat edin.<br />
Şimdi her iki elinizi de bileklerden, parmak uçları tavanı gösterecek şekilde bükün.<br />
Ellerinizin üst kaslarını ve kolunuzun üst tarafını kasarak iyice gerin. Gerilimi hissedin.<br />
Ve şimdi gevşeyin kollarınızı eski pozisyonuna getirin. Gerginlik ve gevşeme arasındaki farkı hissedin.<br />
Aynı alıştırmaları şu bölgelerde de tekrarlayın.</p>
<p><em>Kafa: </em><br />
1. Alnınızı kırıştırın.<br />
2. Gözlerinizi sıkıca kapayın.<br />
3. Ağzınızı iyice açın, dilinizi damağınıza doğru itin, çenenizi kuvvetlice sıkın.</p>
<p><em>Boyun: </em><br />
1. Kafanızı geriye itin.<br />
2. Kafanızı göğsünüze değecekmiş gibi öne eğin.<br />
3. Kafanızı sağ omuzunuza doğru döndürün.<br />
4. Kafanızı sol omuzunuza doğru döndürün.</p>
<p><em>Omuzlar: </em><br />
1. Omuzlarınızı kulaklarınıza çekecekmiş gibi yukarı çekin.<br />
2. Sağ omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.<br />
3. Sol omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.</p>
<p>Bu alıştırmalar da bazı kasları belli bir süre gergin hale getirme, gergin tutma ve yavaş yavaş gevşeterek, gerginlik ve gevşeklik arasındaki farkı hissetmek amaçlıdır. Kaslarınızı gergin halden gevşetirken aynı zamanda içinizden &#8220;rahatla ve bırak&#8221; deyin. Derin soluk alın. Nefesinizi yavaş yavaş verirken sessizce rahatla ve bırak deyin.</p>
<p><strong>SINAV KAYGISI YAŞAYAN ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER:</strong></p>
<p><strong>Zamanınızı planlamaya çalışın:</strong></p>
<p>Kaygı zaman düzensizliklerine yol açar ve bu da kaygıyı daha da arttıran sonuçlara neden olur. Bunu kırmanın yolu zamanı düzenlemektedir. Sınav öncesi telaşla bir şeyler okuma veya başka aktiviteler gösterme yerine normal ritminizi korumasında yarar var. Sabah zamanında kalkmak yapılacak işleri listelemek, programlı olmak yaralıdır. Ek işler üstlenmekten kaçınmalıyız.</p>
<p><strong>Hareket bozukluklarına karşı koymaya çalışın: </strong></p>
<p>Gerginlik bizi aşırı hareketliliğe veya donukluğa itebilir. Sınavın çok yaklaştığı günlerde beklenilen tersine daha çok ders çalışmak yerine; fizik aktivitelerini arttırmak, eğlenceli sporlara zaman ayırmakta yarar var. En iyi aktivitelerden biri yürümektir. Her gün en az yarım saat yürümek iyi gelebilir.</p>
<p><strong>Kaygıya karşı hoşluklar yaratmaya çalışın: </strong></p>
<p>Negatif duyguların karşısına pozitifleri koymak önemli bir yöntemdir. Arkadaşlarımıza, zevk aldığımız etkinliklere, hobilerimize hafta içinde en az birkaç saat ayırmalıyız. Sinema ya da açık havaya çıkmak gerginliği azaltır. Enerjiyi ve olumluluğu artırır. Bazı öğrenciler ya kendi istekleriyle ya da aile ve okul baskısıyla sınava hazırlanmak için hayatında ona mutluluk veren, kendini iyi hissettiği, kendini var hissettiği ne kadar etkinlik varsa hepsini terk eder ve sonuçta mutsuz olur kaygısı daha da artar.</p>
<p><strong>Ekstra sorunlardan kaçının: </strong></p>
<p>Çatışmalardan kaçmak, sorunları ertelemek, sınav stresinize başka stresler eklememek önemlidir.</p>
<p><strong>Beslenmenize dikkat edin: </strong></p>
<p>Beslenme düzeni önemlidir. Şekerle kaygı arasındaki ilişki anlatılacaktır. Şekerli gıdaları aşırı almak yerine düzenli beslenme. Düşkünlüğü olanların sınırlı çikolata ve bunu gibi şekerli gıdalar kullanmaları öğütlenir. Rejim yapmak, tersine aşırı beslenmenin yararı olduğuna inanmak yersizdir. B vitaminin kullanılması yararlı olabilir. Şeker oynamalarını kontrol eder. Yorgunluk hislerini azaltır. Sınav öncesi de sizin ve bedeninizin alışkın olduğunu rutin beslenme düzeninize uygun olarak beslenmelisiniz. Daha fazla ve farklı hazım sorunları yaratabililir. Ya da daha az yiyecek tüketmek enerji kaybına yol açabilir. Sınava binbir çaşit şekerler, çikolatalarla girmek hem sizin hem de sınıftaki diğer öğrencileri rahatsız edecektir. Hele de sınav öncesi pirinç yutturmaya kalkışanlar olursa kibarca reddediniz.</p>
<p><strong>Bedeninize önem verin: </strong></p>
<p>Uzun çalışma saatleri ve artan zaman baskısı sonucunda bazı öğrenciler şartları daha fazla zorlayarak çalışma sürelerini arttırmak için bazen kahve çay gibi uyarıcı maddeleri ya da bazı ilaçları kullanmaktadırlar. Bu tür uyarıcıların ilk baştan çalışma süresini artırdığı görülebilir. Ancak zaten sınav kaygısı sebebiyle üst düzeyde uyarılmış olan sinir sistemimizin bir de bu tip uyarıcılarla uyarılması doğru değildir. Uyarı ilaçlar dışında çok masum kalan çay, kahve gibi içecekler bile ellerde titreme, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk gibi istenmeyen durumlara sebep olabilir. Mümkün olduğunca bu içecekleri kullanmamaya özen gösterin. Daha doğal içecekler meyve suları, bitki çayları önerilebilir.</p>
<p><strong>Uykunuza özen gösterin: </strong></p>
<p>Uyku bir ritim meselesidir. Dolayısıyla belli periyotlarda devam eder. Ortalama uyku süresi 11 yaşındakiler için 9-10 saat bu yaştan büyükler için ise 8-8,5 saat arasındadır. Uykumuz iki bölümden oluşmaktadır; birinci bölümde bedensel, ikinci bölümde ise ruhsal dinlenme gerçekleşmektedir. Bu nedenle gecelik 3-5 saatlik kısa uykunun zihinsel becerilerde bir azalmaya yol açmadığını bu sürenin yeterli olduğu söylenebilir. Ancak bu kısa uykuların sürekli biçimde böyle devam etmesi, öğrenme, mantık yürütme, dikkat ve konsantrasyon üzerinde olumsuz etkileri başlamaktadır.<br />
Bazı öğrenciler 8 saatlik uykunun kendileri için gerekli ve zorunlu olduğuna inanırlar ve bu sürenin altında bir süre uyudukları zaman kendilerinin başarısız olduklarına inanırlar ve paniğe kapılırlar. Her insanın kendi vücudunun alışkın olduğu bir uyku periyodu vardır. Bazı durumlarda aileler de bu durumu istemeyerekte olsa büyütürler. Sınav öncesi &#8220;zaten dün gecede çok az uyumuştun, keşke daha çok uyuyabilseydin, inşallah seni kötü etkilemez&#8221; gibi konuşmalarla öğrencinin kaygısını arttırırlar. Burada yapılmaması gereken tek şey sınav öncesi; ne daha çok, ne daha az, günlük uyku ritminize uygun bir saatte uyuyup uyanmaktır.</p>
<p><strong>İlaçlar:</strong></p>
<p>Son zamanlarda öğrenciler arasında bilinçsiz ilaç kullanımı artmıştır. Sınavdan önce dikkatlerini toplayacağına inandıkları birtakım ilaçları birbirlerine öneren öğrencilere rastlanmaktadır. Belki bu konudaki daha da vahim bir durum kendi çocuğu için bu tür ilaçlar edinmeye çalışan ailelerin, öğretmenlerin hatta dershanelerin olduğu gerçeğidir. Bu tür bilinçsiz ilaç kullanımı öğrencileri beklenmedik yan etkileri ile karşı karşıya bırakır.</p>
<p><strong>SINAV KAYGISIYLA BAŞETMEDE KİMLERDEN YARDIM ALABİLİRİZ:</strong></p>
<p>—Aile ve yakın arkadaşlar: Bu kişiler bize gereksinim olan sevgi şefkat ve dayanışma gösterirler. Onlarla ilişkimizi sıcak tutmak moralimizi yükseltir.</p>
<p>—Sorun olduğunda başvurabileceğimiz uzman kişiler: Bunlar genellikle sahip olduğunuz sorun ve çözümleri konusunda uzmanlaşmış kişilerdir. Psikologlar, rehber öğretmenler vb.</p>
<p>— Bizim yaşadığımız sorunları yaşayan kişiler: Sınav kaygısı olan herkes bir diğerini daha kolay anlayabilir. Fikir alışverişinde bulunmak sorun paylaşma yalnızlık duygusunu azaltır. Sorunu kişileştirmeyi önler.</p>
<p><strong>SINAV KAYGISI YAŞAYAN ÖĞRENCİLERİN AİLELERİNE ÖNERİLER:</strong></p>
<p>Anne, baba ve çocukların yaşadığı kaygının en önemli sebebi belirsizliktir. Çocuğun sınav sonucunun nasıl olacağı, dolayısıyla geleceğin bu durumdan nasıl etkileneceği, yaşanacakların net olmayışı kaygı yaşanmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla anne babalar çocuklarının okul yaşamlarıyla daha ilgili olmak, onu devamlı denetim altında tutmak, sınavlarının sonuçları hakkında bilgi sahibi olmak isterler.</p>
<p>Anne babalar bu zor sınav döneminde çocuklarını her zaman desteklemeli, ilgi göstermelidir. Çocuğunuzdan beklentiniz gerçekçi olmalıdır. Bunun için önce çocuğunuzu iyi tanımalı, neyi başarıp neyi başaramayacağını bilmeli, onu özgün kişiliği içinde değerlendirmelisiniz.</p>
<p>Ailenin çocuğa ve sınava ilişkin olumsuz düşünceleri de gencin kaygı düzeyinde etkili olacaktır. Ailenin çocuğuna güvenmemesi, sınavın çok zor olduğu ve çocuğun bu sınavı kazanamayacağı gibi olumsuz düşünceleri kaygıyı arttıracaktır. Anne baba olarak olumsuz düşüncelerinizi olumluya çevirmelisiniz.</p>
<p>Çocuklarınızı hiçbir zaman başkalarıyla kıyaslamayınız. Çocuğunuzun tek, diğerlerinden farklı bir kişiliğe ve kapasiteye sahip olduğunu unutmayınız.</p>
<p>Aile olarak çocuğunuzun başarısını arttırmak yolunda yaptığınız davranışlar ve gösterdiğiniz tutumlar amacınız dışında gelişebilir, yani başarısını arttırmak yerine motivasyonunu kırıcı bir rol oynayabilir. Çocuğun iyiliği adına yapılan bu davranışlar onu olumsuz yönde etkileyebilir. Oysa ki, çocuğunun kaygılı, verimsiz, huzursuz, mutsuz bir hazırlık dönemi geçirmesini hiçbir anne baba istemez.</p>
<p>Ona olan sevginizin belli koşullara bağlı olmadığını, her durum ve koşulda sevip destekleyeceğinizi davranışlarınızla ve sözlerinizle belli etmelisiniz.</p>
<p>Sınavın sorumluluğunu çocuğunuza bırakmalısınız. Çocuğunuzun yerine getirmesi gereken sorumluluklarını üstlenmemeli, onu destekleyerek yardımcı olmalısınız.</p>
<p>Çocuğunuzun olumlu davranışlarını takdir etmeli, uygun olan her ortamda başarılarını övmelisiniz. Olumsuz davranışlarını ise yapıcı olarak eleştirdiğinizde çocuğunuzun davranışları olumlu etkilenecektir. Anne babasının kendisine güvendiğini ve onu takdir ettiğini gören çocuğun kendine olan saygısı ve güveni de artacaktır.</p>
<p>“Kaygı bulaşıcı bir duygudur.” Anne babalar çocuklarının en yakınında olan temel modelleridir. Çocuk duyduğunu değil, gördüğünü öğrenir ve uygular.</p>
<p>Sınav döneminde sakin ve huzurlu bir aile ortamına sahip çocuklar; verimli, sakin ve başarıyla sonuçlanan bir sınav dönemi geçireceklerdir.</p>
<p>Ayrıca <a href="http://www.musti-net.com/nehir/SinavKaygisi.rar">buradaki</a> slaytı izleyerek konuyu daha ayrıntılı bir şekilde görebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.musti-net.com/nehir/2008/05/sinav-kaygisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
