04
Haz
SOĞAN
Bir zamanlar uzak diyarlarda Reza adlı bir adam yaşıyordu. Bir gece Reza yöredeki soğan tarlalarından soğan çalıp ,toplayıp onları pazarda yüksek bir karla satmaya karar verir.Yaz dolaysı ile gökyüzü ve ay pırıl pırıldır bu da onun görüş açısını kolaylaştıracaktır. Eline büyük bir sepet alır ve atını komşununun tarlasına doğru sürer.
Tarlaya vardığında kimsenin orada olmadığından emin olduktan sonra 100 tane soğan toplayarak sepetine yerleştirir.Sepet sonuna kadar dolmuştur soğanları atına yükleyip evine dönmeye karar verir. Fakat atın üzerine o kadar ağırlıgı yüklediği anda at yüksek sesle kişner.
Tarlanın üzerindeki çiftlik evinde ise çiftçinin karısı sesi duyar ve sesin nerden geldiğine araştırmak için pencereden Rezanın atına yüklediği soğanları görür, eşi ve çocuklarına haber verir.Hep birlikte Reza’ yi yakalarlar.
Sabah olduğunda Reza kadının karşısında çaldığı 100 soğanın hesabını veriyordur. Kadı Reza’ ya 3 cezadan beğendiğini seçmesini söyler:
Tarlaya vardığında kimsenin orada olmadığından emin olduktan sonra 100 tane soğan toplayarak sepetine yerleştirir.Sepet sonuna kadar dolmuştur soğanları atına yükleyip evine dönmeye karar verir. Fakat atın üzerine o kadar ağırlıgı yüklediği anda at yüksek sesle kişner.
Tarlanın üzerindeki çiftlik evinde ise çiftçinin karısı sesi duyar ve sesin nerden geldiğine araştırmak için pencereden Rezanın atına yüklediği soğanları görür, eşi ve çocuklarına haber verir.Hep birlikte Reza’ yi yakalarlar.
Sabah olduğunda Reza kadının karşısında çaldığı 100 soğanın hesabını veriyordur. Kadı Reza’ ya 3 cezadan beğendiğini seçmesini söyler:
Çaldığı 100 soğan karşılığında komşusuna 100 altın ödemek
Çaldığı 100 soğan karşılığında 100 kırbaç yemek
Çaldığı 100 soğan karşılığında 100 soğan yemek
Çaldığı 100 soğan karşılığında 100 kırbaç yemek
Çaldığı 100 soğan karşılığında 100 soğan yemek
Reza cezalardan 100 soğan yemeyi seçer. Ama soğanları yedikçe içi fena olur. 25 soğandan sonra ise boğazı yanar ve daha önünde yenecek 75 soğan olduğunu düşününce tüm bunların yerine 100 kırbaç yemenin daha iyi olduğunu düşünür.Fakat 10 kırbaçdan sonra ağrıdan kıvranır ve daha çok acı çekmemek için 100 altını komşusuna vermeyi kabul eder.Eğer Reza 100 altını baştan ödese ne olurdu? Acı soğanları ve belini acıtan şiddetli kırbaç darbelerini yemekten kurtulurdu şüphesiz. Fakat yaşamda öyle değilmidir. Önümüzde tercihler vardır ve en kısa çözüm dümdüz ve en sade olanıdır. Fakat bizler genelde yaşamda zigzaglar , üçgenler, daireler çizerek o yoldan birazcık saparız ve yolumuzun bu olduğunu ifade ederiz Fakat sonunda hepsi aynı düz ve sade çözüme gider .. O elde ettiğimiz uzun yollar ve çizgiler mi?
Onlarda hayat tecrübelerimizdir…
5 Yorum
You must be logged in to post a comment.
Çok güzel bir yazı… Eline sağlık
Haziran 4th, 2008 at 13:12Her zamanki gibi fevkalade bir yazi.Bizleri yazilarindan mahrum etme.
Haziran 4th, 2008 at 17:31Ilk cikan kitabini merakla bekliyorum,
selamlar saygilar
COLLiNS
harika ….mükemmel…..süper….
Haziran 7th, 2008 at 00:10o adamın yerinde ben olsaydım hiç düşünmeden altınları verirdim.inş çoğu kişi bnm gibi düşünüyordur…
ÖNCE SAĞLIK……di mi
eet öle
Haziran 7th, 2008 at 00:15Teşekkür ederim;) Evet Umut dışarıdan bakınca altınları vermek geçiyor ama biz insanoğlu biraz cimriyiz
Önce Sağlık dediğin gibi 
Haziran 7th, 2008 at 00:19